MOZAİK- ALPER KÜRÜK ŞİİRLERİ
  7.2-AYRILIK&GURBET ŞİİRLERİ-SH:2
 




21- Kavuşmak Arzusu Ya Da Sigara

Sen Ege tütünüydün
Ben ağaçtım dağ başında
Herşeyden uzak ve sessiz.
Ne yeller esti başımdan...
Ne seller aktı altımdan...
Daha dolmamıştı çilem.
Kâğıt fabrikasında beni bir gün
İpince sigara kâğıdı yaptılar.
Bilmiyordum ne olacağımı...
Belki bir rüzgâr önünde
Uçup gidecektim bilmediğim bir yere
Belki de suya düşüp
İçin için eriyecektim.
Bir başka ihtimâl çıktı karşıma:
Hayat bizi karşılaştırdı.
Sen çok körpeydin
Varlığımla sardım seni
Sen beni içten destekledin
Ben seni kucakladım.
Ateş,aşkımız oldu bizim.
Sen duman duman ayrıldın benden
Ben kül kül ayrıldım senden
Ateşin bitimine dek.
Sen gökte bulut oldun
Ben yerde toprak,
Şimdi bende tek istek:
Birleşip çamur olmak...


Alper Kürük
 

22- Kınalı Keklik

Hasretliği demeye varmaz dilim
Dudaklarım titrer hasretlik sıtmasndan,
Kavuşmayı dile sen hep sevgilim
Ayrılık kelimesi çıkmasın ağzından...

Benden sana uzanan yolları
Kendine çek iplik iplik,
Avcı değil seni dört gözle arayan
Ey sevgili kınalı keklik...


Alper Kürük
 
 

23- Kördüğüm -2-

Sen gidince arkandan
Elime gittiğin yol kadar
Uzun,upuzun bir iplik almıştım
Makaralardan.
Ayrılık günlerini bir bir
Bağlamıştım düğüm düğüm.
Yaşlar da bir taraftan
Düğümleniyordu gözümde,
En son düğüm sendin
Sen gönlüme düğümlendin...
Ki o kadar düğümlendin
Oldun artık kördüğüm.
İnan ne ben ayrılırım senden
Ne de çözülür bu düğüm.


Alper Kürük
 


 

24- O Gidiş

İştahım yok
Ne aş isterim ne iş
İştahtan kesti bağladı düşünceye
Beni o gidiş.
Gemiler geçtikçe Boğaz'dan
Dizim dizim diziliyor lokma
Geçmiyor boğazımdan.
Seni düşünüyorum
Yemek-içmekten kesildim hep
Bir deri,bir kemik kaldım artık.
İştahım yok
Ne aş ister gönlüm ne iş
Yok mu o gidiş,yok mu o gidiş...
Bir hasretin acısını gömdü
Acılar mezarlığı gönlüme,
Gittin o gidişte bensiz
Bensiz dalmışındır suların derinliğine
Yalnızlık ve aşkımızdan ürpermiştir
Belki için tiril tiril.
Bir vapur götürdü seni
Bir vapur düdüğünde acı düşünceler
Öldürdü beni,öldürdü beni.
Düştü gönlüm düştü yine
Anılar serinliğine...


Alper Kürük
 

25- Olamadım

Sıra dağlar kesivermiş yolunu
Gurbet çökmüş dizlerinin dibine
Yolunu kesen dağ olamadım.

Ellerindi salkım salkım üzümüm
Sarhoş oldu şarabımla çok kişi
Önüne serili bağ olamadım.

Yem oldum oltaların ucunda
Günahımla girdim balık ağzına
Seni yakalayan ağ olamadım.

Dert başta,göz yaşta yıllar yaşadım
Üstümde gök şahit,altımda toprak
Vallahi,Billahi çağ olamadım.

Sütünü sağdı körpe çocuklar
Kaymaklaştı sende benden gayrısı
Yayık yayık sütünle yağ olamadım.

Seni buldum tez yaşadım günleri
Sen yittin başımı toprağa vurdum
Dirildim diridim sağ olamadım.


Alper Kürük
 

26- Pervane Gibi

Tek bir şeyi hatırlıyorum:
Seni vapur götürmüştü değil mi?
Seni götüren vapurun
Pervanesi ne ise
Senin ayrılığın da aynı.
Uskurun döndürdüğü su
Çok kısa bir zamanda durgun
Ve berraklaştı.
Ama senin ayrılığın yok mu doğrusu
Bana günlerimi şaşırtacak kadar
Sersem etti kafamı.
Hâlâ o pervane döner başımda
Deniz tutmuş gibi bulanır içim,
Başımda düşünceler karmakarışık
Başım durgunlaşmadı,
Berraklaşmadı daha
Sanki hayâlin titreyen
Suda bir ışık.
Net göremiyorum seni
Pervanece dönüyor kafam
Pervane ayırdı senden beni...


Alper Kürük
 

27- Postacı

İşte yine postacı göründü
Zaten tüm hasretlikler bizim mahallede.
Elinde mektup dulu
Kapıları çalar postacı
Sevinç dağıtır evlere.
Postacı kapıları
İnsanlardan iyi tanır.
Hem bütün kapıları sever
Sever ama benimkinin önünden geçerken
Biraz utanır
Çünkü eli değmedi ona
Kapım ona yabancı.
Bir gidişi var ki postacının
Ah! bilseniz ne acı...
Niçin ben böyleyim ya Râb?
Çocuklaşacağım gelir postacıyı görünce
Bir daha mektupsuz gelince
Desem ayıp olur mu bilmem
Ey postacı,postacı bir mektup satar mısın?


Alper Kürük
 

28- Sen Ve Ben

Şu gurbettir beni sana
Hergün daha çok bağlayan,
Hasrettir acılarla
Gönül yaramı dağlayan.

Duy bir hıçkırık sesi
Sorma kimdir ağlayan...

Sen orada
Ben burada
Ayrılık var arada.

Sen oradan aşkla seslen
Bense şiirle coşayım,
Aşkına eren yollarda
Aç,susuz sana koşayım.

Sen oradan
Ben buradan
Yalvaralım Yaradana,
Ayrılık çıksın aradan
Hasretliği dağ dağ yıkıp
Ayaklarım altına döküp
Sen yârime kavuşayım...


Alper Kürük
 

29- Senin İçin...

Mıknatısın bir kutbu sen
Bir kutbu ben;
Biz bu hasrete düşeli beri
Alın yazısı bu
Gezdirdi ardından izi iz
Senin gezdiğin yerleri.
Ben geligelivermişim
Sen gidigidivermişsin benden habersiz.
Bilirim bırakıp gitmezsin
Elinden bir şeycikler gelse.
Bilirsin ben de
Günümü gün edemezdim sensiz.
Hayatla zıtlaşa zıtlaşa
Bir uzun kader yolculuğundayız şimdi
Dolanıp dururuz kara ve deniz...
Sen,kaderin bana yasakladığı
Bir yasak meyvesın.
Güçlüklerin doğurduğu umutlar
Zevk zevk,tad tad üstün olurmuş,
Hayata karşı savaşacağım
Gücüm,kuvvetim kadar...
Ya tümden zehrolacak ağzım
Ya sana yaklaşacağım
Ölüm karşıma kapı kapı dikilinceye dek
Çalışacağım,bu uğurda çalışacağım...


Alper Kürük
 

30- Sıkıntı

Bu ayrılık bana acı geldi pek
Gözlerim doluktu,
Gülmek isterdim ben gülmek
Ağlamak yine mi beni buldu?
Ağlamakmış aldığım bol kısmet
Ağlamakmış hep böyle,hayattan,
Gülmedim,gülmem de belki dünyada.
Gülmeyi unuttum ağlamaktan...


Alper Kürük
 

31- Son Ayrılık

Hasreti benliğimle
Ayrılık potasında kaynatıp
Bir yolculuğa çkıyorsun.
Beni elemli görünce
Eskiden cayardın ansızın
Buna benzemeyen yolculuklarından.
Benim üzgümü görsen de
Caymak olmaz şimdi bu yoldan
Anlıyorum,haklısın...
Yolcunun arkasından su dökerler
Tez dönsün diye.
İşte döküyorum ardından
Göz yaşlarımı selcesine
Ne gelen var ne dönen..
Seni bana değil
Beni sana götürecek bu sular...
Öbürlerinden farkı bu ayrılğında
Bir başka acı var niye?


Alper Kürük
 





32- Son Hatıra

Onunla ayrılışımızın
Son anısıdır vapur dumanı,
Maziye karışacak acı seslerin
Son çığlığıdır vapur figanı.

Ayrılığın acı gülüşünü okurum
Geride kalan
Halka halka dumanlardan,
Acı,kara dumanlardan.
Son tesellimi bulurum
Ufka mendil sallayanlardan...


Alper Kürük
 

33- Sonu Acı Geldi

Rüyalar görürdük bir zamanlar
Duyulmamış masallar dolu,
Esip bize gelen rüzgâr
Tam dört mevsim kokulu.
Güneşle açtık gündüzün kapısını
Geleceğe sabırsız gecelerde,
Türbe oldu yaşamak uğrunda gönlümüz
Mum mum yandı umutlar
Kamaşmış gözlerle baktık
Geleceğe dümdüz.
Sürgülüydü sımsıkı ardından
Hasretliğe açılan kapımız,
Ne bir ses duyduk,ne bir gıcırtı
Oysaki başlamış ayrılığımız...
Yollara döktük boş umutları
Boş gönüllerle çıktık gurbete,
Çoktan doldu gönlümüz öbek öbek
Sonu kötü bitti masalımız.
Yine rüyalar görür müyüz bilmem
Acıklı masallar dolu?
Ölülerin sessizliğini bozacak
Arkamızda bir ağlama komadan
O ve ben birlikte ölsek...


Alper Kürük
 

34- Tatlı Yolculuk

Ben bu yolculuğa çıkalıberi
Huzur buldum her ağacın altında,
Kimi kara,kimi yeşil gözleri
Çok güzeller gördüm çılgın çağında.

Gölge düştükçe üstüme sepserin
Yorgunluk durmadı kalktı üstümden,
Hayâlini gördüm sevdiğim yerin
Gözlerim doluktu,gözlerim tümden...

Hoş geldine geldi bir köylü kızı
Elindeydi bir tas soğukça ayran
Biran durdu içimi buran sızı
Ve başladım süzmeye hayran hayran...

Bir yaprak kopardı çam ağacından
Attı pırıl pırıl tasın içine,
Dedim:'Bahset bana bu yaptığından...'
Ve o sıra elim değdi eline.

Bir ayrandan içtim,bir onu öptüm
Bir yandı,bir söndü içimde ateş,
O mutlu ânımda korkunçtu ölüm
Göğüme çakılı kalsın hep güneş...


Alper Kürük
 

35- Teselli

Senin yanımda yokluğun
Düşüncelerimden başka
Varlığımdaki olanları değiştirmedi.
Sen yanımdayken de
Görüyordum,konuşuyordum...
Velhâsıl beş duyum da
İşliyor eskisi gibi
Sen yokken de yanımda.
Eskisinden fazla olarak sadece
Seni düşünüyorum şimdi.
Ne çıkar sanki?
Sen ve ben yine aynı atmosfer altındayız
Bastığımız toprak biz ayrı olsak da aynı
İsmi değişik olsun isterse
Değil mi ki toprak?
İşte benim tesellim bunlar
Bir tesellim daha var:
Allah'ı da görmüyorum senin gibi
Allah'ı da seviyorum,hatta senden çok...
Sevgi,görmeksizin de yaşarmış değil mi?


Alper Kürük
 

36- Yolcu Geçirirken

Hasretlik saati yaklaştıkça
Gözlerde yaş,ruhlarda sükûnet,
Atiden bir şeyler sezerken gönül
Nerdeyse insan getirecek cinnet...

Bir düdük sesi koparır birden
Bağlı gönüllerin son bağını
Ya şimdilik ya da ebediyyen.

Bir acı gülümseme dolaşır
Üzgün,bîçare,solgun yüzlerde,
Tam hareket saati yaklaşır
Yaşlar çözülüverir gözlerde.

Yırtıcı,acı bir düdük sesi,
Ani,zorakî bir gülümseme,
Söner ruhların en son neş'esi
Bir ara insan döner serseme...

Toplanabilen son kuvvet
Sarfedilir mendil sallamak için,
O,uzaklaşıp gittikçe artık
Görünür ön kapısı hasretin...


Alper Kürük
 

37- Yolculuk

Bilmezdim bu kadar güçsüz olduğumu
Bu kadar çocuklaşacağımı,
Bir yolculuk öğretti bana
Ölümsüz öksüz olduğumu.
Göz pınarlarım kurudu sanmıştım
Bu kadar ayrılıktan sonra
Son yaşın aktığına inanmıştım
İlk tesellisidir her ayrılığın
Bu,kadere uymaz inançlar.
Bir düdük sesinde gördüm Azrail'i
Bir duman renginde kara ruhumu,
Anladım gittiğim her yerde ben
Selâmsız,sabahsız garip olduğumu...


Alper Kürük

38- Yollar

Hangi yola girersen
Sonu ölüme çıkar,
Nerelere gidersen
Seninle gider yollar.

Kimi uzun incedir
Kimi geniş ve kısa,
Çözülmez bilmecedir
Bilineni de olsa...

Birbirine bağlanır
Kısa ve uzun yollar,
Yolculukta ağlanır
Yıllar ki nice yıllar...

Yıllar yıllara ekli
Yollar ise yollara,
Koşuyorum âhenkli
Açılmış o kollara...


Alper Kürük
 



39- NAZIM HİKMET'E...

Sıla acısı zor şairim
Yabanda özgür ülkene hasret
NAZIM HİKMET'çe yaşamak
Ha gayret...ha gayret...
Sevginin,umudun gözüyle
Geleceğe bakmak
Ha bakmak...ha bakmak...
Başını koyduğun taş
Sevgilinin kucağı yastık
Bir uykuya dalmak
Uyanmamak...uyanmamak...

Alper Kürük
 
 





40- Kurtulamazsın...

Yalnızlıktan kaçıp kurtulamazsın
Alıp başını gitsen de
Yalnızlığını da götürürsün her yere
Gölgeni sürüklercesine
İstesen de istemesen de
Bir gölgenden
Bir de yalnızlığından
Kaçıp kurtulamazsın...
Olanağın varsa
Her şeyi alman mümkündür
Tek bir şeyi
Dostluğu alamazsın.
Dost eli uzatıldığı gün
Yalnızlığından kurtulacağın o gündür
Ne yazık ki o dostu bulamazsın...
 

Alper Kürük

 
 
  Bugün 1 ziyaretçi (24 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=